Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Zehir Zemberek Sözler: İğrenç Manşetleri Söyleme Gereği Dahi Duymuyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT WORLD Forum’a video konferans ile katıldı. "Sosyal medya şirketlerine ülkemizde temsilci bulundurma zorunluluğu getirdik. Özgürlük-güvenlik dengesiyle hareket ettik. Vatandaşlarımızı, çocuklarımızı korumayı amaçlıyoruz." dedi...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Zehir Zemberek Sözler: İğrenç Manşetleri Söyleme Gereği Dahi Duymuyorum
Yayın Tarihi: 5.12.2020 19:05:00

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT WORLD Forum’a video konferans ile katıldı. "Sosyal medya şirketlerine ülkemizde temsilci bulundurma zorunluluğu getirdik. Özgürlük-güvenlik dengesiyle hareket ettik. Vatandaşlarımızı, çocuklarımızı korumayı amaçlıyoruz." diyen Erdoğan, "Hiçbir şirket hukukun üstünde değildir." Açıklamasında bulundu. Uluslararası medyayı eleştiren ve "Avrupa’daki olaylarda üç maymunu oynadılar" diyen Erdoğan, "Hemen her gün şahsımı hedef alan iğrenç manşetleri ise burada söyleme gereği dahi duymuyorum. Bu tarafgirliğe aşinalık kazanmış birisi olarak, bizi asıl üzen, rencide eden kutsallarımıza yönelik saldırılardır." dedi.

TRT World Forum'a video mesajla katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya, bölge ve ülke için verimli tartışmaların zemini olarak gördüğü TRT World Forum'un başarılı geçmesini temenni ederek bu yıl Forum'un "Salgın Sonrası Dünya'da Uluslararası Düzen ve Değişen Dinamikler" temasıyla düzenlendiğini söyledi.

Erdoğan, iki gün boyunca "çevrimiçi" olarak yapılacak oturumlarda, dijitalleşmeden teknolojiye, ticaretten Suriye, Yemen ve Karabağ'daki çatışmalara, her biri diğerinden önemli konuların ele alınacağını bildirdi.


“KORONAVİRÜS HAYATIMIZDA DERİN İZLER BIRAKIYOR”


Koronavirüs salgınının hayatın her alanında derin izler bıraktığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:

"Salgınla beraber ikili ilişkilerimizde, ekonomide, alışveriş yöntemlerimizde ve daha birçok alanda köklü değişiklikler yapmak zorunda kalıyoruz. Medya, siyaset ve uluslararası ilişkilerin de bu değişim dalgasından etkilendiğini görüyoruz. Bir süredir yükselmekte olan yeni medya araçları, salgının ortaya çıkardığı tabloda daha da yaygınlık kazandı. Ticaretin yanı sıra basında da dijitalleşme öne çıkmaya başladı. Geleneksel medyanın etkisini tamamen yitirdiğini elbette söyleyemeyiz ancak yeni bir gerçeklikle karşı karşıya olduğumuzu da inkar edemeyiz. İşin uzmanları tarafından TRT World Forum'da yapılacak tartışmaların bu noktada bizlere yeni ufuklar çizeceğine inanıyorum."


“DİJİTALLEŞME ADALETSİZLİKLERE YOL AÇMAMALI”


İnsanı maddi ve manevi varlığıyla bir bütün olarak gören dijitalleşmenin herkes için hayırlı neticeleri beraberinde getireceğinin altını çizen Erdoğan, şunları aktardı:

"Hiçbir denetimin olmadığı, keyfiliklere açık, hukukun dışında bir alan olarak algılandığında dijitalleşmenin bizi götüreceği yer, faşizmdir. Bunun için dijitalleşme, özgürlüğün alanını genişletirken yeni adaletsizliklere, yeni haksızlıklara, yeni ötekileştirmelere yol açmamalıdır. Son yıllarda sosyal medya platformlarının kullanımının yaygınlaşmasıyla, maalesef bu konuda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. 'Sınırsız özgürlük' başlığı altında tamamen denetimsiz bir alan oluşturularak, yeni mağduriyetlerin oluşmasına sebebiyet veriliyor. Kimi zaman mevcut hukuk düzenin bile yetersiz kaldığı bu durum 'siber zorbalık' başta olmak üzere psikolojik ve sosyal sorunlara kapı aralıyor. Mağdurlar, çoğu kez şikayetlerini ulaştırabilecekleri ne bir muhatap, ne de haklarını arayabilecekleri hukuki bir mecra bulabiliyor. Kötülük yapanın, suç işleyenin yanına kar kaldığı bir düzenin adı özgürlük olamaz."

"Devletlerin vatandaşlarını koruma gayesiyle attığı iyi niyetli adımlar ise hemen 'özgürlüklere müdahale' parantezine alınarak, akim bırakılmaya çalışılmaktadır." diyen Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Türkiye olarak bir süredir bu konuda yaşanan haksızlıkları dile getiriyor, kimsenin, hiçbir şirketin hukukun üstünde olmadığını vurguluyoruz. Geçen aylarda yürürlüğe giren kanuni bir düzenlemeyle sosyal medya şirketlerine ülkemizde temsilci bulundurma zorunluluğu getirdik. Bunu yaparken de uluslararası hukukun bize tanıdığı yetki çerçevesinde, özgürlük-güvenlik dengesini gözeterek hareket ettik. Vatandaşlarımızı, bilhassa da yetişkinlere nazaran daha hassas durumda olan çocuklarımızı korumayı amaçlıyoruz. Temennimiz, kendilerini hukukun dışında gören bu kurumların, ülkemizin iyi niyetli çabalarına gönüllü bir şekilde destek vermesidir. Aksi takdirde Türkiye, her şart altında vatandaşının hukukunu korumayı sürdürecektir." 


 'İĞRENÇ MANŞETLERİ SÖYLEME GEREĞİ DAHİ DUYMUYORUM'


Özellikle 2013 senesinden itibaren Gezi Olaylarıyla başlayan süreçte ülkenin çok ciddi haksızlıklara, çifte standartlara maruz kaldığını hatırlatan Erdoğan, sokakları yakıp yıkanların 24 saat canlı yayın yapan uluslararası medya kuruluşları tarafından barışçıl göstericiler olarak lanse edildiğini belirtti.

Suriye’de yüzbinlerce sivilin kanını döken bölücü terör örgütü mensuplarının batılı sözde prestijli dergilerin kapağını süslediğinin altını çizen Erdoğan, şunları aktardı:

"Ama aynı olaylar daha sonra Avrupa'nın farklı ülkelerinde yaşanınca, bize basın özgürlüğü dersi verenler, üç maymunu oynadılar. Paris'in göbeğinde haftalarca süren sarı yeleklileri görmezden geldiler. Fransız polisinin göstericileri kör eden orantısız müdahalelerinden hiç bahsetmediler. Fransız devlet organlarının medyaya yönelik ablukası karşısında eleştirel tek cümle kurmadılar. Benzer bir çifte standardın İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere yönelik devlet terörünü andıran uygulamalarında da tekerrür ettiğini görüyoruz. Sokak ortasında elleri havada katledilen Filistinli çocuklar, sözüm ona bu bağımsız medya organlarında haber değeri dahi taşımıyor. Daha birkaç gün önce Filistinli bir yaralıyı taşıyan ambulansın durdurularak yaralının apar-topar gözaltına alınmaya çalışılması, uluslararası basında hiçbir tepkiye neden olmadı."

Bu tarafgirliğe artık aşinalık kazanmış birisi olarak kendilerini asıl üzen, rencide edenin kutsallara yönelik saldırılar olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Medya organlarının İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığına bayraktarlık yapması, gerçekten utanç vericidir. Basın özgürlüğü kılıfı altında sergilenen çirkeflikler, farklı din ve kültüre mensup insanların bir arada yaşama iradesini zehirlemektedir. Şayet bu nobran tavra bir 'dur' denilmezse, bunun acısını Avrupa ile tüm insanlık çekecektir." açıklamasını yaptı.


"TRT WORLD HAKLININ SESİ OLUYOR"


Erdoğan, bu konuda "özü, sözü insan" felsefesiyle Türkiye'nin dünyaya açılan kapısı olan TRT'ye, özellikle de TRT World'e önemli sorumluluklar düştüğünü vurguladı.

TRT World'ün "yeni bir dil ile hikayeyi yeniden anlatmak, mikrofonu konuşturulmayanlara uzatmak, kamerayı görülmeyenlere çevirmek" hedefini, son derece kıymetli bulduğuna işaret eden Erdoğan, "Uluslararası medyanın tekdüzeleştiği günümüzde, TRT World haksızlıklara karşı haklının, zalimlere karşı mazlumun, adaletsizliklere karşı adaletin sesi oluyor.
Kuruluşundan bu yana geçen 4 yıllık sürede TRT World'ün, aralarında dünya çapında üne sahip gazetecilerin yer aldığı nitelikli kadrosuyla, önemli bir boşluğu doldurduğuna inanıyorum. Kendilerine üstlendikleri ağır ama onurlu görevde başarılar diliyorum. Genel Müdüründen muhabirine, teknik elemanlarına kadar tüm TRT çalışanlarını can-ı gönülden tebrik ediyorum." dedi.

TRT World Forum'un başarılı geçmesini dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, katkı veren herkese ülkesi, milleti ve şahsı adına teşekkürlerini sundu.




HABERİ PAYLAŞ

 
 
 

ÇOK TIKLANANLAR