Bizimle iletişime geç

Son Dakika Güncel Haberler, Ekonomik ve Finansal Gelişmeler

Ekonomi

22 Aralık 2020 Salı 12:34:00

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali’den Ekonomi Gündemi Açıklaması

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, ülke ekonomisinin en temel sermayesinin güven olduğunun altını çizerek, “Gerek reel sektörle gerek özel sektörle gerek akademik dünya ile çok yoğun bir temas söz konusu. ‘Usulden diye’ de değil, karşılıklı etkileşimle, doğrudan politikaları konu edinen bir yaklaşımla… ‘Bizi eleştirin, yanlış gittiğini düşündüğünüz şeyler konusunda bizi uyarın’ diyen samimi bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi…

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, ekonomide yeni politikaların başarılı olması için ellerinden geleni yapacaklarını, ekonomi yönetimiyle uyumlu ve samimi bir iletişimleri olduğunu vurgulayıp ülke ekonomisinin en temel sermayesinin güven olduğunu belirtip , “Petrol gibi doğal kaynağı, yeterli sermayesi, tasarruf fazlası olmayan bir ülke dış kaynak kullanmak zorunda. Dış kaynak kullanabilmek için de güven duyulan bir taraf olunmalı. Güven sarsıldığında problem çıkar. Son dönemde ifade edildiği üzere, güvenin de karşılığı basittir aslında; hukuk ve serbest piyasa… Bu yönde çalışmalarla ve pandemi sürecinin de aşı bağlantılı olarak izin verdiği imkânlarla, önümüzdeki 6 ila 9 aylık süreçte ekonominin daha iyimser bir noktaya evrildiğini bütün üçüncü taraflar görebilirlerse güven tesis edilecektir” açıklamasında bulundu.

Serbest piyasa ve hukuk alanında şu anda tutturulmuş olan olumlu çizginin sürdürülmesi halinde, başka jeopolitik streslere de çok maruz kalınmazsa işlerin düzelebileceğini söyleyen Bali, “Benim gördüğüm, Merkez Bankası Başkanımız, Hazine ve Maliye Bakanımız, piyasa mekanizmasının esas alınacağı konusunda net bir yaklaşım ortaya koyuyor. Bizimle yaptıkları istişarelerde de ‘Siz işletmelerinizi iktisadi tutarlılıkla piyasa mekanizmalarının gerekliliklerine göre yönetmelisiniz’ şeklinde, kamuoyuna verdikleri mesajların aynısını vermişlerdir” diye ifade etti.

 

“ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIZ”

Şu anda bu yaklaşımın, zamanlama itibarıyla da çok iyi bir başlangıç olduğunu söyleyen Bali, “Ben şu anda olağanüstü bir diyalog ve koordinasyon ortamı görüyorum. Gerek reel sektörle gerek özel sektörle gerek akademik dünya ile çok yoğun bir temas söz konusu. ‘Usulden diye’ de değil, karşılıklı etkileşimle, doğrudan politikaları konu edinen bir yaklaşımla… ‘Bizi eleştirin, yanlış gittiğini düşündüğünüz şeyler konusunda bizi uyarın’ diyen samimi bir anlayışla karşı karşıyayız” dedi.

Serbest piyasa dinamikleriyle örtüşmeyen işlerin yeni ekonomi yönetiminin açıklamaları ve yaptıklarıyla birlikte düzelebileceğine dair bir kanaat oluşmuştur. Bunun kamuoyunda yeteri kadar etki yapabilmesi için sürdürülebilirliği önemli. Merkez Bankası Başkanımızın ‘Enflasyonda kalıcı düşüşe ikna olmadığımız sürece parasal sıkılaştırma devam edecektir. Şartlar gerektirdiğinde ilave parasal sıkılaşmaya da gidilebilecektir’ demesi kıymetli bir şey. Bu, sadece bugüne özgü değil, ileriye doğru da önemli. Piyasa, şu anda bunu olumlu alıyor ama iskontolu olumlu alıyor. Çünkü ‘Ne kadar tatbik kabiliyeti olabilir?’, onu görmek istiyor. Biz de İş Bankası olarak her zaman olduğu gibi bu politikaların sürdürülebilirliğini sağlamada üzerimize düşeni yapmaya hazırız.”

 

“TERS DOLARİZASYON OLUŞMALI”

Ekonomi yönetiminin şu anda ortaya koyduğu bu tabloyu sürdürebilmesi ve bunun kesintiye uğramaması için bazı küçük, hızlı başarılara ihtiyaç olduğunun altını çizen Bali, “Biz bunu sağlamalıyız; ülke olarak, ekonomi olarak, büyük kuruluşlar olarak bunun sağlanması için, bu kredibilitenin artması için çalışmalıyız. İşler iyiye gitmeli ki bu politikalar sürdürülebilir olsun. Bunun da kilidini ters dolarizasyonda görüyorum. Bir şekilde ters dolarizasyon oluşmalıdır” dedi.

Döviz alımlarında esasen yaygın şekilde perakende, küçük tutarlı bir alım tablosundan bahsedilemeyeceğini söyleyen Bali, dövizde ortalama alım seviyelerine yaklaşıldığında hızlı çözülmeyle birlikte ters dolarizasyonun başlayacağını açıkladı.

Önceden kur yükseldiğinde bunun döviz kazandırıcı faaliyetlerde bulunanlarda, ihracatçılarda rekabet gücü yarattığını, ancak şu anda pandeminin buna yeterince izin vermediğini vurgulayan Bali, şöyle konuştu: “Tabii ki insan hayatı en kıymetli hadise. Ondan taviz verme şeklinde değil ama mümkün olduğu kadar da ekonomik aktiviteyi sürdürülebilir kılmak için tedbirlerle bunu bir arada götürmeye çalışıyorlar. Bu olabilirse, aşı ile birlikte ülkeler bu sarmaldan yavaş yavaş çıkabilirse, ters dolarizasyonla bunun hızlanması mümkündür. Bana göre bu, baz senaryo olmalıdır.”

 

SERBEST PİYASA KÜLTÜRÜ ZARAR GÖRDÜ

İzlenmiş olan ekonomi politikaları nedeniyle serbest piyasa kültürünün zarar gördüğünü vurgulayan Bali, Mayıs 2019’da katıldığı bir toplantıda da ifade ettiği şu sözleri aktardı: “Serbest piyasa bolluk, bereket demektir. Kontrol ise darlık, bereketsizlik, kısıt demektir. Çünkü gerçekte olmayabilecek talepleri uyarır, fiili hale getirir. Bir şeyin kısıtlı olduğu, olabileceği hissini verdiğiniz andan itibaren, insan organizması dahi savunma refleksiyle bunu ihtiyacının üzerinde talep etmeye başlar. Bunun için serbest piyasanın ilkelerine ve dinamiğine sonuna kadar bağlı kalmak önemli. Kısa dönemlerde arzu ettiğimiz sonuçları hemen vermiyor diye biraz meşakkatli olabilecek bu yoldan vazgeçmenin sonuçları olur. Bazen daha farklı uygulamaların kısa sürede sonuç verebilir olması pratik gelebilir ama kalıcı olamaz. Daha kötüsü tahrip edicidir. Serbest piyasa ve bunun hukukunun oluşması bu bakımdan son derece önemlidir.”

Kazanımların, 2018’in ikinci yarısından sonra rahip kriziyle başlayan süreçte üst piyasa bozulmaları ve onun makroekonomik yansımalarıyla kaybedildiğini söyleyen Bali, Türkiye’nin yıllarca en önemli çıpası olan ve yabancılar karşısında Türkiye hikâyesi anlatırken en önemli dayanak olarak aktardıkları bütçe açığının GSYİH’ya oranındaki artışa dikkat çekti. Bu oranın geçmişte yüzde 1,1-1,3 arasında tutulduğunu belirten Bali, “İki seçim yapıldığı yıllarda dahi bunlar korunuyordu. Biz bunu çatır çatır anlatıyorduk. Yabancı da ‘Siyasi gündem her ne olursa olsun bu ülkede mali disiplin var’ diyordu. Bu şimdi ne oldu? Yüzde 5’ler civarında ” dedi.

Geçmişte bankacılık sisteminin NPL denilen sorunlu krediler oranının yüzde 1,4’lere kadar gerilediğini, şu anda ise bu oranın yüzde 4,5-5,5 civarında seyrettiğini ifade eden Bali, yakın izleme ve sorunlu krediler toplamının 4 özel bankada yüzde 20’ye yakın olduğuna dikkat çekti. Bali, ikinci grup krediler de düşünüldüğünde bunların hepsinin karşılık yükü olduğunu ve kârlılığı düşürdüğünü, kârlılık düştüğünde de özkaynak yeteri kadar beslenemediği için kredi kapasitesinin zayıfladığını söyledi.

“EKONOMİYİ KURALLARIYLA YÖNETELİM”

Önümüzdeki dönemin ödemeleri açısından temel bir sıkıntı görmediğine dikkat çeken Bali, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin vadesine 12 ay kalan dış borçlarının toplamı Eylül 2020 itibarıyla 182,5 milyar dolar. Bunun 83 milyar doları bankalara, 72 milyar doları da diğer sektörlere ait. Kalan 27 milyar doları da TCMB ve Genel Yönetime ait. Bankaların 83 milyar dolarlık borcunun 36 milyar doları sadece kredi, kalan 47 milyar doları yurt dışı yerleşiklerin bizim nezdimizde açmış olduğu mevduatlar. Diğer sektörlerin 72 milyar dolarlık borcunun kredi olan kısmı sadece 18 milyar dolar. Kalan 54 milyar doları, dış ticaretten kaynaklanan gayri nakdi yükümlülükler.

Karşılığında mal var, hizmet var. Dolayısıyla vadesi geldiğinde yenilenmesi gereken bir kredi gibi düşünmemek gerekiyor. 36 milyar dolar bankacılık sisteminde kredi var, 18 milyar dolar reel sektörde kredi var, toplamı 54 milyar dolar. Bunun yönetilemeyecek herhangi bir kısmı yok. Yeter ki ekonomiyi kurallarıyla yönetelim.”

Bankacılık sisteminde açık pozisyon riski bulunmadığını söyleyen Bali, kaynak bolluğu sırasında biraz dozunun üzerinde artmış olan kaldıracın yüksek halinin şimdi bir miktar düzeldiğini, daha az kaldıraçlı bir ekonomiye dönüş olduğunu söyledi. Bali, Şubat 2018’de 222,5 milyar dolar olan reel sektörün açık pozisyonunun, ciddi bir kapamayla Eylül 2020 itibarıyla 162 milyar dolara indiğini hatırlattı.

 

“KREDİBİLİTE KAYBINA NEDEN OLAN BÜTÜN UNSURLAR TEK TEK GİDERİLİYOR”

İşler bir süre sıkışmaya başladığında sorunlara standart, uluslararası normlarla uyumlu olmayan “icatçı” bir tarzda yöntemlerle çözüm bulunmaya çalışıldığını açıklayan Bali, şöyle konuştu: “Hayatın hiçbir alanında olabilecekten daha fazlası elde edilemez. Bu, bilime aykırı. Kısa vadede olur gibi zannedildi. Onun için de yöntemler denendi. Merkez Bankası rezervleri eridi, enflasyon yükseldi, işsizlik yükseldi. Bunun dolar ve faizler üzerindeki etkileriyle de reel sektöre, oradan bankacılık bilançosuna her yere etkisi oldu. Şu anda yapılanlar da bunların ayıklanması, temizlenmesi sürecine işaret ediyor. Neler yapılıyor? Geleneksel olmayan, kredibilite kaybına neden olan bütün unsurlar teker teker gideriliyor.”

Yorum yapmak için tıkla

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

Güncel Haberler

Yukarı