Öğretmenlerimize Karşı Saygısızlık, Taciz ve Şiddete ''HAYIR'' Diyoruz!

En az 10 yıl öncesinde hatta 10 yıldan da önce öğrencilik yapanlarla şimdikiler arasında dağlar kadar fark var. Neden şimdi öğretmenlerimize karşı saygı, eskiden olduğu gibi değil? Okullar yeterince yaptırım mı uygulayamıyor? Disiplin mi yok? Yoksa şimdiki öğrenciler mi haddinden şımarık ve ukala?

Öğretmenlerimize Karşı Saygısızlık, Taciz ve Şiddete ''HAYIR'' Diyoruz!
Yayın Tarihi: 20.11.2018 12:01:00

1981 doğumlu birisi olarak belirtmek isterim ki bu günlere gelmemde öğretmenlerimin ve özellikle İlkokul öğretmenim Nuray Bilbal'ın çok önemli payı var. Kendisini tüm saygım ve sevgimle selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Bize her zaman anne babamızdan sonra en çok emek veren kişiler öğretmenlerimizdir. İlk harfi öğrendiğinizi "A,B,C" , 2 ile 2'yi topladığınızı, çarpım tablolarını ezberlediğinizi hatırlayın. O günlerde yanımızda çok sevdiğimiz öğretmenlerimiz vardı.

Bir toplumun gelişmesinde insan faktörü çok önemlidir. Gelişmiş ülkelere baktığınızda bu gelişmişliği hep insan faktörüne borçludurlar. Değerli ve kaliteli insanlar, iyi ve kaliteli bir eğitimden sonra ortaya çıkarlar. Bu eğitimi verenler de ilkokuldan yüksek lisansa kadar değerli ve kıymetli hocalarımız ve öğretmenlerimizdir.

Bizim değerli olmamız için bu kadar emek veren, ülkemiz adına gelecek adına önemli nesiller yetiştiren öğretmenler kesinlikle ve kesinlikle saygının ve sevginin en büyüğünü hak ediyorlar. Boxer Dergisi ailesi olarak tüm öğretmenlerimize teşekkürü bir borç biliriz.

Ayrıca Başöğretmenimiz olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Öğretmenler; yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." sözü de geleceğimizin öğretmenlerimiz tarafından şekillendirileceğinin çok önemli bir kanıtıdır.

Öğretmenlere Saygımız Eskiden Nasıldı?

Eskiden dışarıda veya okul koridorunda bir öğretmenle karşılaştığımızda hemen üstümüzü başımızı düzeltir, kendimize çeki düzen verir, hafifçe tebessüm eder ve kendisine karşı saygımızı en içten şekilde göstermeye çalışırdık. Hemen hemen okul hayatımızın her döneminde bu saygımızı koruduk ve korumaya devam ettik.

Yaptığımız şeyin adı "korku değil", "saygı"ydı. Gerçekten öğretmenlere karşı gerek ailemiz (anne, baba, abi, kardeş), gerek sosyal çevremiz (kolu komşu, eş, dost, akraba, bakkal, kasap), en önemlisi de biz öğrenciler büyük saygı içerisindeydik.

Çünkü onlar bize göre yukarıda belirtmiş olduğum sebeplerden dolayı saygıyı sonuna kadar hak eden insanlardı...

Peki Bugün? Ne Değişti ki?

Son günlerde gerek çevremde duyduklarım, gerekse sosyal medyada konuşulanlar ve gördüklerim beni böyle bir yazı yazmaya teşvik etti. Hem devlet okullarında hem de kolejlerimizde bazı kendini bilmez öğrenciler tarafından öğretmenlerimize karşı saygısızlıklar yapıldığını duydum.

Kendi kendime sorguladım. Peki ne değişti? Eskiyle şimdi arasındaki fark ne? Acaba cezasız mı kalıyor bu çocuklar? Hiçbir şekilde okuldan uzaklaştırma almıyorlar mı? Ailelerine bilgi verilmiyor mu? Herşeye rağmen öğretmenlerimize karşı saygısızlığa devam edenlerin yeri okul olamaz.

Bazen 1 yanlış 3 doğruyu götürür. Yani cezalandırılmayan saygısız bir öğrenci her zaman peşine birilerinide sürükleyebilir. Her zaman böyle olmuştur. Öğretmenlere karşı yapılan saygısızlıklar konusunda ne diğer öğrencilerin, ne diğer öğretmenlerin ne de okul yönetimin asla sessiz kalmaması gerekiyor. 

Peki Kolejlerimiz Öğrenci Kaybından Korkuyor Da Cezalar Caydırıcı Değil?

Eğitim hayatımızın en önemli yapı taşlarından birisi kuşku yokki kolejlerimizdir. Türkiye'de gerçekten uluslararası seviyede kolejler mevcuttur. Bu kolejlerimizle her zaman gurur duyuyor ve başarılarının artarak devam etmesi diliyoruz.

Bu vurguyu yaptıktan sonra şunu da dememek olmaz. Kolejlerin 1. amacı eğitim vermekse 2. amacı para kazanmak. Para kazanarak yeni yatırımlar yapmak, yeni şubeler açmak. Yani aslında eğitim ve öğretim kurulu olduğu gibi aynı zamanda bir ticari işletme.

Kolejlerde Öğrenci Okutan Veliler?

Kolejlerde çocuğunu okutan aileler her daim yüksek başarı bekliyor. Ancak şunu bilmiyorlar. Her çocuk doktor, mühendis olamaz. Bu ülkenin sanatçılara da, tarihçilere de, edebiyatçılara da ihtiyacı var. Ancak onlar asla bunu kabul etmiyorlar. "Sürekli başarı... Her daim başarı..." sloganıyla yola çıkmış gibiler. Çocuklarının tembelliğini veya farklı yeteneklerinin olduğunu görmek istemiyorlar. Her çocuğun kafası sayısal derslere diğer arkadaşı kadar yatkın olmayabilir. Örneğin matematiği ve fiziği hiç anlayamadığı halde, harika enstrumanlar çalabilir, veya sanatsal zekasıyla müthiş tasarımlar ortaya çıkarabilir. Ancak aileler için bunlar tırı vırı işlerdir. Çünkü çocuğunun mutlak ve mutlak doktor, mimar, mühendis, yazılımcı, astronot gibi havalı işlere sahip olmasını ister. Çünkü onlar koleje vermişler bir kere parayı. Bu çocuğun başarıslığının tek sorumlusu parayı verdikleri kolejdir. Matematik veya fizik dersleri kötüyse de bunun sorumlusu kolejdir. Boşuna mı koleje her sene xx.xxx bin TL para veriliyor?

Yukarıdaki duruma göre karşımıza 3 seçenek çıkıyor.

1-) Matematikten anlamayan veya yapmak istemeyen çocuk sözel bölüme yönlendirilebilir. Sanatsal faliyetlerle uğraştırılır. Müzik enstrumanlarıyla ilgilendirilir. Sportif faliyetlere yönlendirilir. Çocuğun neye karşı ilgisi varsa o alanda gelişmesi sağlanır.

2-) Matematikten anlamayan çocuğa matematik öğretmeni her şeye rağmen bangır bangır not yağdırır. Yani kesinlikle zayıf veremez. Çünkü aileye ve okul yönetimine hesap vermek durumundadır. Çünkü okul ve öğrencinin ailesi nezdinde başarısızlığın sorumlusu kendisidir.

3-) Matematik öğretmeni matematikten hiç anlamayan çocuğa büyük bir cesaretle düşük not verir. Ancak bu düşük not öğrencinin geleceğini etkileyeceği için okul yönetimi tarafından revize edilir. Öğretmen de bu kötü nottan ötürü uyarılır ve dersi daha iyi anlatması istenir. 

Matematik dersini anlamayan bir kolej öğrencisine sizce yukarıdaki seçeneklerden hangisi uygulanır? Cevabını ben vermeyeceğim. Ama bir kopya verebilirim. Cevabın 1 olmadığı kesin. Çünkü çocukları alanına göre kaydırma sistemi sanıyorum ülkemizde henüz uygulanmıyor...

Peki Bir Öğrenci Gözünde Kolejde Okumak Nasıl Bir Duygu?

Kolejlerde okuyan öğrencilerin bazılarında şu mantık var. "Parasını ödüyoruz nasılsa..." Bu mantıkla birçoğu öğretmenleri onlara hizmet edecek bir görevli olarak görüyorlar. Çünkü onlar da biliyor ki kolay kolay özel bir okulda bir öğretmen - öğrenci polemiği yaşanmaz. Öğrenci ve öğretmen tartışmalarında malesef genelde öğretmene yaptırım uygulanır. Öğrenci okul hayatına güle oynaya devam eder. Zaten Türkiye'nin ekonomik gerçeklerini de göz önüne aldığımızda hiçbir kolej ufak tefek şeyler için bir öğrenciyi kaybetmek istemez. Hatta bazen bu ufak tefek şeyler saygı ve terbiyesizlik sınırlarını zorlasa bile...

İşte bunu bilen bazı kendini bilmez öğrenciler durumu oldukça kötüye kullanır. Öğretmenlere her türlü saygısızca konuşmayı yaparlar. Öğretmenlerin üzerlerine yürürler, fiziksel müdahalede bulunurlar... Okul koridorlarında hayvan sesleri çıkarırlar.

Umarım bu kadarı cezasız bırakılmıyordur?

Çünkü hiçbir maddi kazanç, bir öğretmenin aşağılanmasından veya bir öğretmenin fiziksel - sözlü tacizde bulunulmasından değerli olamaz.

Devlet Okullarında Durum Farklı Mı?

Keşke demek isterdim. Ancak devlet okullarında da durum çok farklı değil. Aslında bazılarında daha da beter. Çünkü bazı semtlerde halen kültür seviyesi çok yüksek olmayan bir popülasyon yaşıyor. Bu kesimlerde yaşayan ailelerin çocukları da malesef yaşamış ve büyümüş olduğu kültürlerden etkilenerek bazı konularda yeterince doğru davranışlar sergileyemiyorlar.

Buyrun size bir devlet okulundan bir ders saati. Sorum size... Çocuğunuzun bu sınıfta olmasını ister misiniz? 

VİDEO 1



Yukarıda izlediğiniz videoda sahne alan kırmızılı gence dikkat edin lütfen. Bu kişi aklınca komiklik yapmaya çalışan ve içerideki tüm öğrencilerin dikkatini dağıtmayı başarmış biri. Bu videoda yer alan tüm öğrenci kardeşlerimi utanarak izlediğimi belirtmek isterim. Bizler de öğrenciydik. Ben de meslek lisesinde okudum. Ancak öğretmenimize karşı yapılan son derece çirkin bu saygısızlığı asla kabul etmiyorum. 

Bir cümle de bu sınıfta malesef psikolojisini kaybetmiş öğretmenimize... Bu şekilde ne olursa olsun ders yapılmaz. Mutlaka kanuni olarak bunun bir yaptırımı vardır. Gerekli merci ve makamlara bilgi verilerek bu konu hakkında gerekli işlem derhal yapılmalıdır.

Videolara devam etmek istiyorum. Şimdiki video da bir din dersinde çekilmiş. Sınıfta ilginç şeyler oluyor. 

VİDEO 2 



Gerçekten ilginç değil mi? Çünkü öğrenciler din dersinde olduğunun farkında değiller heralde ki bazı hayvanlara benzeyen sesler çıkartıyor. Hocamız ilahiye başladıktan sonrada kimileri yine hayvani sesleri çıkartmaya devam ederken kimileri de ilahiye Türkü dinlermişcesine çakmaklarıyla eşlik ediyor. Sonra ilginç bir şekilde ortalıkta gezinmeye başlıyorlar. Hocamız da işine devam ediyor.

Hocamız yıllarını bu işe vermiş birisi belli ki. Ancak bu kadarına neden izin veriyor? Nasıl bir sınıf bu hale gelir? Bu öğrencilere bir ceza var mı acaba? Bu nasıl bir ders? Bu sınıfta kim ne öğrenir? Bu sınıfta okuyanlar mı bizim geleceğimiz? Bu soruların cevabını aramıyor mu insan bu videoyu izleyince?

Hep erkekler mi yapıyor bunu? Tabiki hayır... Bunu göstermek için bir de kız öğrencinin öğretmene karşı olan saygısızlık videosunu paylaşıyorum.

Okula serseri gibi gelen kızı öğrenciyi, giydiği kıyafetten dolayı uyaran hocasına karşı tavrı. Buyrun izleyin.

VİDEO 3



Videoyu izlediyseniz bir şeyi farketmiş olmalısınız. Hocamızın öğrenciye karşı saygısına bakın, bir de öğrencinin hocamıza karşı saygısına.

Sizce suç kimin? Okulun mu? Öğretmenin mi? Ailenin mi? Öğrencinin mi? Yoksa sistemin mi? Cevap bulabiliyorsanız bulun.

Milli Eğitim Bakanlığı ve Tüm Yetkililere...

Okullarımızda disiplini bozan öğrencilerle buna gerekli önemi almayan tüm idari kadrolara lütfen gerekli uyarıları yapın. Okullar bizim için çok değerli. Geleceğimiz buralardan yükselecek.

Tüm Öğretmenlerimize

Lütfen okullarda gerekli disiplinin sağlanması adına kanuni olarak ne gerekiyorsa yapın. 1 yanlış yüzünden 3 doğru gitmesin. Çünkü yetiştireceğiniz ve bizlere hizmet edecek çok ama çok önemli kişiler var.

Velilere

Lütfen çocuklarınızı takip edin. Kimlerle nasıl arkadaşlık yaptığına bakın. Okul davranışlarını takip edin. Rehber öğretmenlerle sık sık görüşün. Her ne sebeple olursa olsun çocuğunuzun bir öğretmenle tartışma içine girmemesini tembihleyin.

Öğrencilere

Kardeşlerim; şuan bilgi çağında yaşıyoruz. Hem Türkiye hem dünya için artık bilişim çok önemli. Özellikle bilgisayar ve yazılım alanında çalışmanızı ve bu alanlar üzerine yoğunlaşmanızı tavsiye ederim. Öğretmenlere karşı saygısızlık yapmayın. Bizler de öğrenciydik ve mutlaka bizler de okullarda çok güldük ve eğlendik. Ancak bir öğretmeni üzmek veya ona saygısızlık yapmak asla yaptığımız şeylerden birisi değildi.

Sizler bizim geleceğimizsiniz. Sizden çok ama çok şey bekliyoruz. Mutlaka aranızda sizi yoldan çıkarmaya çalışanlar olacaktır. Onlara uymayın ve bilgi yolundan ilerlemeye devam edin.

Yukarıda paylaştığım 3 video öğretmenlere yapılan saygısızlıktan aldığım birkaç örnek video. Genelleme yapmadığımı bilmenizi isterim. 

Bir videoda tüm gençlerimize ve öğrencilerimize gelsin. 

Hayat yoğun, gündem dolu. Sosyal medyalarımızdan mesaj, uygulamalardan bildirim yağıyor. Ancak yine de bu yazıyı buraya kadar okuduysanız 2 dakikanız daha var diye düşünüyorum. 

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABI




HABERİ PAYLAŞ





EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



DEFİLELER




Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X