Boxer Özel Ergin Ataman Röportajı: ''Galatasaray Yönetimi, Vizyonunu Küçülttü''

Türk basketbolunun en başarılı ismi Ergin Ataman, Galatasaray'dan Anadolu Efes'e, Arda Turan'dan Türk Sporuna dair önemli açıklamalar yaptı.

Boxer Özel Ergin Ataman Röportajı: ''Galatasaray Yönetimi, Vizyonunu Küçülttü''
Yayın Tarihi: 8.11.2018 12:00:00

Rakiplerine göre çok daha düşük bütçelerle ilklere imza atan koç Ergin Ataman'la biraz kariyer, biraz spor biraz da saha dışı konuştuk.. 

Anadolu Efes'in başarılı koçu Ergin Ataman'ın önemli açıklamaları şöyle;

Röportaj ve Yazı: Ece Şahan 

“ANADOLU EFES BİR EKOL! İSİM ANTLAŞMASI YAPACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM”
 
Ülker ve Doğuş grubunun Fenerbahçe ile birleşmesi gözleri her zaman Efes'e çevirdi. Ama Efes hala kültürünü koruyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

"Efes, Ülker ve Doğuş grubundan çok farklı. Oralarda daha çok reklam amaçlı basketbol yatırımları yapıldı. Tabii ki 3 büyüklerin basketbolda iddialı olması basketbolu popüler hale getirdi. Özellikle son 7-8 yılda. Ama Efes gerçeği bambaşka. Efes, Türkiye'de en fazla Şampiyon olan, en çok Cumhurbaşkanlığı, en çok Türkiye Kupası kazanan, ilk kez Final Four'a kalan, ilk kez bir Avrupa Kupası kazanan takım. Türk basketbolunda yetişen oyuncuların neredeyse tamamında Efes'in parmağı var. NBA'ye Hidayet'leri Mirsad'ları, Cediler'i Furkan'ları yollayan bir kulüp. Efes bu işi sponsorluk amacından ziyade bir sosyal sorumluluk olarak yapan bir kuruluş. Kulüp başkanı Tuncay Özilhan'ı da işin çok fazla reklam kısmı ilgilendirmiyor. O, Anadolu Efes'in Avrupa’da bir basketbol ekolü olmasıyla ilgileniyor. Nitekim de Avrupa'nın en prestijli kulüpleri sayıldığında bunlardan biri Efes.

Ben hiç bir zaman Efes'in herhangi bir takımla isim anlaşması yapacağını da düşünmüyorum. Anadolu grubunun, ekonomi düzeldiğinde başka kuruluşları sponsorluk yapabilir. Ama Anadolu Efes başlı başına bir ekoldür. Bu söylentiler hep çıkar. “Tuncay bey BJK'lı, Ergin Ataman GS'lı.. Efes birleşiyor..” Bunlar hep spekülasyon. Ben bugüne kadar Efes'te hiç bir dönemde böyle bir konunun gündeme dahi geldiğini görmedim."

“KEŞKE ÜLKER DE EFES GİBİ DEVAM EDEBİLSEYDİ”

Peki, Ülker ve Fenerbahçe birleşmesi sizce basketbol adına avantaj mı yoksa basketbol kültürünü bitiren bir olay mı?

"Baktığınızda keşke Ülker değil de, basketbolda yatırım yapmayan başka bir müessese bu sponsorluğu yapmış olsaydı. Doğuş keza öyle. Bunlar hep basketbol adına büyük yatırımlar yapan kulüpler. İlk başta Ülker ciddi rekabet ortamı yaratan, Avrupa'da çeyrek final oynayan bir takımken bir anda kulübü kapatıp, bir sponsorluğa geçtiler. Daha sonra oradan da çekildiler. Bu tabi patronların kurumsal bir kararı sorgulanamaz. Ama bir basketbol adamı olarak baktığınızda keşke Ülker de Efes gibi devam edebilseydi.

Doğuş içinde aynı şey geçerli. İkinci ligden Darüşşafaka'yı aldı çıkardı, ilk sezonunda Euroleague'de çeyrek final oynadı. Ciddi bir yapılanma söz konusuyken bir anda vazgeçip Fenerbahçe'ye sponsor olup daha sonra çekildiler. Bunlar basketbol adına iyi değil bana göre. Tabiî ki Fenerbahçe ciddi anlamda güç kazandı ama keşke bu güç, basketbolun dışında olan müesseseler tarafından alınsaydı basketbol adına daha iyi olurdu."

“ARDA, TÜRKİYE’YE HİÇ GELMEMELİYDİ”

Son günlerde gündem malum. Arda Turan'ın geldiği noktayı sorsam? Genç oyuncuların önce parlatılıp, ego yarattırıp, sonrasında aynı kişiler tarafından dibe doğru eleştirilmesinin meyvelerini nasıl yorumluyorsunuz.

"Milli takım Rusya'ya 2-0 kaybettiğinde bir kaç yazı okudum.. Keşke Arda bu takımda olsun diye. Türkiye’de spor yazarlarının bir kısmı günlük yaşıyor. Sabah söyledikleriyle akşam söyledikleri değişiyor. Hatta maç yazarları bile, devre arasında bir yazı hazırlıyorlar maç 90 +2 de tersine döndüğünde başka bir yazı yazıyorlar. 

Arda Turan, Türk sporunun yetiştirdiği en önemli sporcularından bir tanesidir. Bugün Türkiye'de hiçbir futbolcu Barcelona'da ilk 11 de yer alacak bir çizgi yakalayamamıştır. Türk futbolu dünya klasmanında kaçıncı? Çok aşağılarda. Ama Arda, dünya klasmanında en yukarda olan kulüplerde ilk 11de top oynayabilmiş olan genç bir futbolcumuz. Tabii ki hataları var. Ama bu hataları yaptıranda bizim toplumumuz. Toplumumuzun bu denli yukarı çıkarıp aşağıya indirmesi onu hatalara sürükledi. Ama bu Arda’nın Türkiye için ne kadar önemli bir sporcu olduğunu değiştirmez.

Bugün bakıyorum  son 2 yıldır çıkan Arda Turan haberlerine, inanamıyorum. Bana göre Arda’nın en büyük hatalarından bir tanesi Türkiye'ye dönmesi oldu. Arda Türkiye'ye hiç gelmemeliydi. Barcelona'da kadroya giremiyorsa da kalmalıydı. Ya da İtalya'da, İngiltere'de bir takıma gitmeliydi. Ben Arda’nın yerinde olsam kontratımı falan bırakır, Avrupa'da bir takımda futbol hayatıma devam ederim."

 “SIKINTI EĞİTİM DÜZEYİMİZDE, SPORCULARIMIZDA DEĞİL”

Peki, bizde nerede yanlış yapılıyor? Avrupada birçok isim büyük zorluklardan çıkıp yıldız haline gelebiliyor ama sonları bu şekil manşetlerle bitmiyor.  

"Bizde sorunu yaratanlarda, sorunu haline getirenler de sorunlu. Bu eğitim düzeyimizden kaynaklanıyor. Bugün Avrupa'da birçok ünlü futbolcunun zaman zaman özel hayatlarında birçok sıkıntıları oluyor. Ronaldo'nun, Messi'nin yaşadıklarını duyuyoruz.. Ama bizdeki kadar medyanın bu kadar üzerine gidildiğini görmedim. Bizdeki kadar toplum tarafından bu çocukların bu kadar aşağılanmaya çalışılması olmuyor. Çünkü onlar birer yıldız. Onlar çocukların idolü. Tabi ki onların da hataları var ama onların başarılarını, emeklerini parlatmalıyız.

Ancak genel anlamda bakıldığında sıkıntı eğitim düzeyimizden kaynaklanıyor. Amerika'da, Avrupa'da spor üniversitelere girmiş durumda. Sporcu profesyonel olmadan önce üniversiteyi bitiriyor. Lebron'lar Kobe'ler Stephen Curry'ler.. Bunların hepsi üniversite mezunu. Çünkü 22 yaşına kadar profesyonel olamıyorlar, para kazanamıyorlar. Ondan sonra hakikaten iyi olanlar profesyonel takımlar tarafından seçiliyor.

Ama Türkiye'de bir sporcu biraz parladığında 15-16 yaşında okuldan kopartılıyor. Okulla beraber sporu götüremiyor. Bu sefer tabii ki eğitimi, kültürü eksik kalmış oluyor. O bizim tamamen sistemimizin bir hatası çocukların bir hatası değil.

“ARDA’YI BU HATALARA TOPLUM SÜRÜKLEDİ”

Bir futbolcu kötü oynadığı zaman, hemen o hafta gece hayatında abarttığı söyleniyor. Aynı şeyler orada da oluyor. Bizde bunu abartan basın ve toplum. Biz sporcuların, sanatçıların özel hayatlarıyla çok fazla ilgileniyoruz. Bizim için önemli olan sahadaki performansı. Performansı kötü olduğunda sebebi sadece gece hayatı olmayabilir. Oyuncu formsuz olabilir, psikolojik olarak ailesinde bir sıkıntı olabilir. Bu konularda kamuoyu önünde sporcularımızın çok mağdur edildiğini düşünüyorum. Onlardan bundan etkilenip, performansları sahaya da yansıyor."
 
“PROBLEMLİ BİR OYUNCUM OLURSA 1. AYDAN BİLETİNİ VERİRİM”
 
Peki, sizin çalıştırdığınız en problemli oyuncuyu sorsak?

Ben genelde takım kadrolarını seçerken oyuncuların karakterlerine ve hayatlarına dikkat ederek seçerim. Çok büyük bir oyuncudur ama hayatı çok kötüdür. Bugün internet ortamında her şeyi araştırabiliyorsunuz. Aklıma gelmiyor ama öyle bir oyuncum olduysa da 1. aydan biletini vermişimdir.
 
“GALATASARAY YÖNETİMİ VİZYONUNU KÜÇÜLTTÜ”
 
Basketbolda çok iyi giden bir Galatasaray vardı. Ancak bir anda basketten önemli kısıtlamalar yapıldı?

"Yönetimlerin anlayışı ile ilgili bir sorun. Ben 6 sene önce Ünal Aysal'ın başkanlığında göreve başladığımda, Avrupa’da büyük Galatasaray'ı kurmak için yapılanmaya gitmeye karar verilmişti. Real Madrid ve Barcelona'da olduğu gibi. Bizde büyük çaba sarf ettik. Çok kısa bir dönemde Galatasaray'ı Türkiye Şampiyonu yaptık, EuroLeague'e soktuk, EuroCup'ı kazandık. Ama daha sonra yönetimler değişti. Durgun Yarsuvat, Dursun Özbek, Mustafa Cengiz.. Sürekli olarak basketbol yönetimi de bir değişim içinde oldu. Bir yerde kabak basketbolun başına patladı. Tabi bakıldığında basketbolda da açık var ama bu her kulüpte olan bir şey.

Ama basketboldaki başarının kulübe yarattığı motivasyon, prestij, kulüpteki havanın değişimi maddi olarak ölçülemeyecek şeyler. Ki o sezon futbol çok kötü gitmişti. Galatasaray camiası bununla mutlu oldu, bununla ayakta kaldı. Fenerbahçe, yıllarca futbol takımı başarısız olmasına rağmen basketboldaki büyük başarılarla ayakta kaldı. Taraftarlık ruhu orada yaşandı.

Ama Galatasaray'da daha sonra gelen yönetimler bunu bir yük olarak gördüler. Sponsorunu kaybetti. Çünkü siz büyük düşüneceksiniz ki sponsor gelecek, taraftar gelecek. Ama Galatasaray küçük düşünmeye başladı. Bir gün değişir. Galatasaray çok büyük bir camia. Bir gün düşünce yapısı değişir. "

“5 YILDA İNŞA ETTİKLERİMİZİ 1 YILDA YIKTILAR”
 
"İnşa etmek çok zordur ama yıkmak kolaydır. Bizim 5 yılda inşa ettiklerimiz 1 yılda yıkıldı Galatasaray'da. Buradaki en önemli şey vizyon. Galatasaray'ın basketboldaki vizyonu küçüldü. Bizi ters düşüren buydu. Ben hep büyük düşünen bir insanım Ama yönetim bundan çekindiği için ayrılma noktasına geldik. Yeni yönetim daha küçük bir vizyona sahip olalım düşüncesi içerisinde geldi. Biz bütçe düşürmemize rağmen, en son 2016 yılında, ben EuroCup şampiyonu olacağız dedim, o sezon EuroCup şampiyonu olduk.

Ben şimdi Galatasaray'da hiçbir yöneticinin böyle bir vizyon içersinde olduğunu görmedim. Evet, küçülebilirisin ama böyle bir vizyonla değil. O heyecanı vermiyorlar. O kaçınılmaz bir sondu. O dönem oyuncularımızın ayrılması bizim isteğimiz değil, o günkü Galatasaray yönetiminin basketbolu küçültme hamlesiydi. Bunu da başardılar."



“TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ SANAYİCİSİ FENERBAHÇE’NİN BAŞINDA”

Fenerbahçe'deki büyük değişimi nasıl yorumluyorsunuz?

"Fenerbahçe çok büyük bir kamuoyu desteğiyle bu değişikliği gerçekleştirdiğine göre demek ki pozitif bir gelişme oldu onlar için. Zaten dernek şeklinde yönetilen kulüplerde değişimler olması gayet doğal. Bence 2 dönemden fazla, mutlaka bir değişim olmalı. Fenerbahçe’de bunu yaşadı. Başarılar diliyorum. Tabi insanlar yönetimsel bazdaki değişikliğin hemen sonuçlara yansımasını bekliyor ama saha başkadır yönetim anlayışı başkadır. Ben Fenerbahçe yönetiminin çok başarılı olacağını düşünüyorum çünkü Türkiye'nin en önemli sanayicilerinden biri kulübün başında."

"TÜRK FUTBOLUNUN HALA GALATASARAY'IN UEFA KUPASINDAN BAŞKA BİR BAŞARISI YOK"

Avrupa Futbol Şampiyonası'nı kaybetme nedenimiz sizce nedir?

"Alman futbolu ile Türk futbolu arasında büyük fark var. Biz olaya milliyetçilikle baktığımız için göremiyoruz. Türkiye futbolda dünya sıralamasında kaçıncı, Almanya kaçıncı? Almanya bir futbol ülkesi. Türkiye ise sahada oynanan bir futbol ülkesi değil. Türkiye'de futbol sadece çok konuşuluyor. Sahada oynanan futbolun kalitesini kıyasladığınızda çok aşağıdayız. Baktığınızda Galatasaray'ın 20 sene önce kazandığı UEFA kupası dışında bir tane kupamız yok. Şampiyonlar Liginde bir tek Beşiktaş biraz bir şeyler yapmaya çalıştı. Ama Alman takımları her sene Avrupa'da ilk dörtlerin içerisinde. Biz olaya sadece yatırımlar olarak bakıyoruz ama sonuçta Türkiye bir Avrupa Birliği ülkesi değil. Türkiye'nin son dönemlerde yaşamış olduğu ekonomik ve siyasi krizleri var. Tüm bunlar etken. Ben yinede oylamada başarılı sonuç aldığımızı düşünüyorum. Çünkü Almanya ile Türkiye arasında bir kıyaslama yaptığınız zaman çok daha farklı bir sonuç çıkar."
 
“ELEŞTİRİLERİ NE AMAÇLA YAPTIKLARINI HERKES BİLİYOR”

Galatasaray'lılığınız nedeniyle eleştirileri daha sert alıyorsunuz?

"Bu Türkiye'nin gerçeği. Türkiye'de başarılı insan aşağıya çekilmeye çalışılır. Benim Galatasaray'da yaptıklarım ortada. Bu gerçeği kimse değiştiremez. Galatasaray basketboluna 23 yıl sonra gelen Türkiye şampiyonluğu, tarihinde ilk kez EuroCup şampiyonluğu, Euroleague'de çeyrek final, tüm bunların yanında Galatasaray basketbolunda yaratılan heyecan, Avrupa'nın en iyi 12 takımından biri haline getirilmesi..Bunları kimse değiştiremez."
 
“BENİM NELER YAPTIKLARIM ORTADA”

"Ben Beşiktaş'ta çalışırken de 3 kupa kazandım. Yarı finalde Galatasaray'ı yenerek şampiyonluk kazandım. Profesyonel olarak çalıştırdığım takıma en iyisini yaptırmaya çalışırım. Sonuçta siz Ergin Ataman'sanız ve Türkiye'de bu kadar çok kupa kazandıysanız tabii ki bu rakiplerinizin hoşuna gitmiyor. Benim Türkiye'de çok saygı duyduğum spor eleştirmenleri var. Birde ekranlarda, gazetelerde forma giyip, holiganlık yapanlar var. Onların ne amaçla eleştiri yaptıklarını herkes biliyor zaten. Onların görüşlerine zaten değer vermiyorum."
 
“BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİNDE SIRAYA NASIL GEÇİLECEĞİ ÖĞRETİLİYOR”
 

Türkiye'de gençleri basketbola, spora yönlendirmek için ne yapılmalı? Sizce Türkiye’de ne eksik?

"Türkiye'de daha çok çocukları spora yönlendirmek için okullarda bilinçli bir şekilde eğitim verilmeli. Bugün okullarda bırakın yüzme, basketbol, futbol gibi sportif antremanları, kendi çocuklarımdan görüyorum , beden eğitimi derslerinde bile, sıraya nasıl girecekleri öğretiliyor. Veya kitap üzerinden basketbolun futbolun oyun kuralları öğretiliyor. Yetenekli çocukların belirlenip, pilot okullar seçilip, iyi antrenörlerle eğitilmesi gerekiyor. Bizde bunlar yapılmıyor. Olimpiyatlara baktığınızda Türkiye, en az madalya alan ülkelerden, ki devletin spora bu kadar yatırım yaptığı başkada bir ülke yok. Ben görüşlerimi hep ilettim Türk sporunu yöneten kişilere ama bir sonuç görmüyoruz. Diğer ülkeler madalyaları toplarken, bizim hayatımız hep inşallahlarla geçti."
 
“85 MİLYONLUK ÜLKEDEN BİR SPORCU YETİŞTİREMİYORUZ”

Peki bunu yabancı kuralıyla dönüştürmeye çalışmak ne kadar etkili?

Tabii ki, bunlarında revize edilmesi iyi adımlar ama bunlar popülist adımlar. Önemli olan yerli oyuncuların seviyesini küçük yaşta eğitebilmek. Baktığınızda takımlarımız yurt dışına neden gidiyor? Yerli oyunculardan 18- 19 yaşına geldiklerinde Avrupa'da başarıya ulaştıracak kalitede sporcumuz yok.
 
“YABANCI SINIRI BUGÜN AZALTILIR, AVRUPA'DA BAŞARI YAKALAYAMADIĞIMIZDA TEKRAR YÜKSELİR”

Bugün futbol milli takımımıza baktığınızda neredeyse yüzde 80'i yurt dışında yetişen Türk çocukları. 85 milyonluk ülkeden bir sporcu yetiştiremiyoruz. İşin temelinin değişmesi lazım. Yabancı sınırı bugün azaltılır 2 sene sonra Avrupa'da eski başarıları yakalayamayınca hadi tekrar yükseltelim denir."

Biraz magazin diyelim o zaman:) Türk sporcuları giyimleriyle de pek beğenilmez. Sizin oyuncularınızdan en iyi giyinen kimdi diye sorsak?

"İbrahim Kutluay diyebilirim :)"

Son olarak Ergin Ataman’ın hayatında Basketbol olmasa ne yapardı?

"Alında ben İşletme mezunuyum. Kendi aile şirketimizde var. Herhalde iş adamı olurdum. Ya da siyasetçi de olabilirdi. Siyasete yatkın bir aileden geliyorum. Dedem Şemi Ergin, Türkiye'nin önemli siyasetçilerindendi. Benim ismim onun soyadından gelir. Demokrat Parti zamanında, Milli Savunma bakanlığı yapmış biri. 60 yıllar. Türkiye'de siyasetin değerli, üst düzeyde olduğu yıllar. Benim gençliğim hep onla birlikte geçti. Gençlik düşüncelerim böyleydi ama bugün herhalde antrenörlüğü bıraksam, herhalde bir tekne alır hayatımın  12 ayını denizlerde geçiririm."
 


Fotoğraf: Gökhan Topel  | 

HABERİ PAYLAŞ





EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ



DEFİLELER




Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X