Sözde Kişisel Gelişimciler Yüzünden...

Sizi bilmiyorum ama ben artık çok yoruldum ve sıkıldım insanların şuursuzca sergiledikleri davranışlardan. Sosyal medyanın faydaları çok ama bir o kadar da değerlerin içini boşaltan bir araç haline geldi.

Lafı sosyal medya aracılığıyla gönderip kendini kahraman ilan edenlerin acizliğine güleyim diyorum ama sınırları öyle bir zorluyorlar ki değil gülmek, sükuneti zor koruyorsun.
İnsansın...Karşındaki hadsizliğini "bilmem ne özgürlüğü" kılıfına sokarak istediği lafı söylemeyi kendinde hak görürken sen susmayı yediremiyorsun. Dücane Cündioğlu’nın sözünü anımsıyorsun, “Dervişliğin şanındandır, abdal olan aptal olanı bağışlar.” diyorsun ama nereye kadar diye sormadan da edemiyorsun.

Kişilik haklarına ve kişisel sınırlarına saldırıyı nereye kadar kabullenirsin ki? Kabul etsen, sen “sen” olmaktan çıkacaksın etmesen karşındaki şuursuzca ileri geri konuşup, hadsizce davranmaya devam edecek.

Bazı şeyler tek taraflı yürümüyor, tek taraflı anlayış bir süre sonra seni tüketiyor.

Ben birazda bu hale gelmemizdeki bir diğer sebebi de, şu milletin diline pelesenk olmuş ”kişisel gelişim”de, medya maymununa dönmüş sözde kişisel gelişimcilerde buluyorum.

Gerçek anlamından uzaklaştırılıp içi boşaltılan, ticari amaçlara alet edilen bazı değerler iki – üç sertifika alıp ortalara “kişisel gelişimciyim” diye çıkan sözde kişisel gelişimcilerin yüzünden insanlara yanlış aktarıldı, pardon daha doğrusu pompalandı.

“Kendi değerini bil”
“Sev,affet...”
“Özgüven” 
“Öfke kontrolü”

Kendi değerini bilmek doğru anlatılmadı, “benden daha mı değerlisin ki...”lafı dillerde pelesenk oldu, bencil karakterler ortaya çıktı.

Michingan Üniversitesi Sosyal Araştırma Enstitüsü'nden Sara Konrath ve ekibinin yaptığı, 14.000 gönüllünün katıldığı yeni bir araştırmaya göre üniversite öğrencilerinin empatileri, 20 - 30 yıl öncesine göre %40 daha zayıf, empati seviyeleri düşüyor.

“Sevelim, sevilelim, la la laaa...” mottosuyla “sevgi” adı altında çiftler birbirlerinin kişisel alanlarına girmeyi, kişisel sınırlarına saldırmayı hak görmeye başladı.

“Affetmezsen enerjin bloklanır, bilmem neren tıkanır” denilerek yapılan hataların affı hatayı yapana sorumsuzluk getirdi.

Özgüven...İşte asıl başımızı bu yaktı. Her lafı fütursuzca sarfetmeyi, şuursuzca hareket etmeyi, “ben yaptım, oldu” demeyi, atarlı, beylik laflar etmeyi özgüven sanmaya başladı insanlar.

Öfke de normal ve hissedilmesi gereken doğal bir duyguyken, “Ne kadar sakin, ılımlı, pozitif, harika bir insan” desinler ya da bu forma gireceğiz diye öfkemizi kontrol etmekten çok bastırmayı öğrendik.

İnsanların neden gün geçtikçe şiddet eğilimli olduğu beni hiç şaşırtmıyor.

Bastırılan şey birikiyor demektir ve gün gelir yağmur olarak ortaya çıkıp geçmesi varken şimşekler, gürlemeler ile ortaya çıkıp yıkıcı hasarlar bırakıyor.

Günümüzde yaşanan çoklu ilişkilerin yolu erkeklerin, “baştan ben sana söyledim evli olduğumu, dürüst oldum” deme cesaretini göstermesi ya da “seninle birlikte olmayı istiyorum ama başkalarıyla da takılırım” demesiyle açıldı ve adı dürüstlük oldu, kadınların da “bu zamanda dürüst insan kalmadı, en azından baştan dürüst oldu” demekle kalmayıp yüceltmesi ile kabul gördü adına da “açık ilişki” denildi.

Artık “insanlar da, insanlık da bitti” deyip sadece teşhis koymak yerine “nasıl oldu?” sorusunu sorup çözümü konuşmak gerekir. Aksi halde hamsterlardan farkımız kalmayacak, bence şu anda da bir farkımız yok zaten!

Sevgilerimle
Ayça Akın
www.aycaakin.com 
Instagram : aycakn
 
 

PAYLAŞ

 
 
 
 



YAZARIN SON YAZILARI


TÜM YAZARLAR



YAZARIN EN ÇOK OKUNAN YAZILARI


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X