Ali Türkşen ATAK Akademi'yi Boxer Okuyucuları İçin Anlattı

Kadınların yoga, çocukların sporu derken erkeklerin neden bir kampı olmasın? Erkeklerin detoksu ATAK Akademi'yi Kardak'ın efsane komutanı Ali Türkşen'e sorduk.

Ali Türkşen ATAK Akademi'yi Boxer Okuyucuları İçin Anlattı
Yayın Tarihi: 6.03.2018 18:54:00

Röp: Ece Şahan

Öncelikle “ATAK Akademi” nasıl ortaya çıktı? Biraz anlatabilir misiniz?


Balyoz kumpası nedeniyle 2011-2014 yılları arasında Hasdal Askeri Ceza ve Tutuk Evi’nde 3,5 yıl tutuklu kaldım. O süreçte, yazdığım yazı ve kitaplar, verdiğim röportajlar nedeniyle TSK ile çok ters düştüm. Açık söylemek gerekirse artık o dönemin komutanlarıyla birlikte çalışma konusundaki hevesimi de yitirmiştim. Kısacası göreve devam etmeyi düşünmediğimden, yapacağım iş konusunda yol haritamı çizerken de cezaevinde beraber olduğum ve bu süreç boyunca bize destek olan insanlarla birlikte bir şeyler yapmayı kafama koymuştum. Hem silah hem koğuş arkadaşım ve şimdiki ortağım Kemalettin YAKAR ile cezaevindeyken kafamızda sürekli hapisten çıkınca beraber bir şeyler yapma fikri vardı. Hayallerimiz daha çok, denizle, doğayla ilgili bir şey yapalım şeklindeydi. Bir gün, yine hem silah hem de koğuş arkadaşımız ve ATAK Akademi’nin üç ortağından biri olan Sinan Efe NOYAN’dan İstanbul Yelken Kulübü'nün Yetişkinlere Yelkenli Yat Eğitim Merkezi'ni devredeceğini duyduk. Hemen gerekli adımları attık ve sonra bir baktık ki cezaevinde hayalini kurduğumuz iş kendiliğinden gerçekleşmiş.



ATAK Akademi ismini eşim Sevim buldu. Aslında firmamızın resmi ismi SK ATAK Akademi. SK, ortak kardeşlerim Sinan ve Kemalettin’in isimlerinin baş harflerini temsil ediyor. ATAK’ ın ise üç anlamı var. İlki; AT si benim adım ve soyadım Ali TÜRKŞEN’ in baş harfleri oluyor. İkincisi, mesleki ihtisasım SAT – Sualtı Taarruz olduğu için, taarruzun İngilizce’ deki karşılığı ‘attack’ kelimesini temsil ediyor. Üçüncü ve benim için en anlamlısı ise ATAK olarak Atamızın ismini de içinde barındırıyor. Hepsi birlikte çok güzel denk geldi üst üste.

Önce yetişkinlere Yelkenli Yat Eğitim Merkezi olarak başladık. Yelkenle ilgili sistemlerimizi oturttuktan sonra firmalara açık alanda Takım Çalışması Eğitimleri, açık veya kapalı alan tercihli Motivasyon Seminerleri, kendi uzmanlık alanımızda Danışmanlık ve Koçluk gibi hizmetler vermeye başladık. Menümüzü sürekli zenginleştirmeye ve geliştirmeye çalışıyoruz. Sırada yetişkinler, çocuklar veya tüm aile olarak birlikte yapılabilecek çok güzel projelerimiz var.



ATAK Akademi kurulduktan ve siz sık sık basında yer aldıktan sonra, Balyoz Davaları' nda sizlere destek olmayanlar daha sonra size yaklaşmaya çalıştılar mı?

Çıkar sağlama anlamında yaklaşan kimse olmadı. Bizler kapıdan giren kimseyi geri çevirmiyoruz. Bazısı da hakikaten yöntemini bilememiş, bize nasıl ulaşacağını bilememiş. Bugün yanımızda durup, bizimle bir şey yapmak isteyen olursa da yine kimseyi geri çevirmeyiz.



Sponsorlarınız var mı?

Evet. Calibra Project Logistics, Suunto, Salomon ve Jack Wolfskin sponsorlarımız arasında yer almaktadır. Halihazırda sponsorluk konusunda temaslarımız devam ediyor. Açık alan eğitimlerimizde kullanmak üzere bir arazi aracı ihtiyacımız var ve bunun sponsorluğu için bazı firmalarla görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Tekliflere açığız. Ayrıca proje bazlı sponsorluk çalışmalarımızda hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

Eğitimlerde yaş aralığınız nedir?

Yelkende 14-15 yaş sonrası her yaştan herkes bizden eğitim alabilir. Diğer eğitimlerimizde ise yaş aralıkları değişiyor. Şu ana kadar 19 yaşından 52 yaşında kadar katılımcıları ağırladık. Yaş sınırlamasını proje bazında ayarlıyoruz. Örneğin geçen sene yaptığımız Kafa Kafaya ADAM Kampı için 40 yaş üstündeki katılımcıları kabul ettik. Bu sene 22-23-24 Haziran tarihlerinde yapacağımız Kafa Kafaya ADAM Kampı için 30 yaş üstü katılımcıları bekliyoruz.



ATAK Akademi'nin bir rakibi var mı? Çoğalmasını destekler misiniz?

Yelken eğitimi veren çok fazla yer var. Ancak açık alan eğitimlerimiz için konuşacak olursak, bizim yaptığımız tarzda, askeri tabanlı Liderlik, Motivasyon ve Stres altında karar vermeye yönelik Takım Çalışması, Takım Ruhu ve İletişim eğitimleri veren şu an için bizim bildiğimiz bir firma yok. Zamanla olacağını düşünüyoruz. Hatta birkaç firmanın benzer isimlerde eğitimleri dizayn etiklerini duyuyoruz.

Elbette çoğalsın isteriz. İnsanların verilen hizmeti karşılaştırma imkânı olsun, en iyisi neresiyse onu bulsunlar.



Biraz bireysel eğitimler hakkında bilgi almak istiyoruz. Bireysel eğitimi nasıl yapıyorsunuz?

Yelkenli Yatçılık ve kısa süre içerisinde başlayacağımız dalış eğitimleri bireysel eğitimlerimizdir. Ayrıca Koçluk ve Danışmanlık hizmetlerimizin bir kısmını da bireysel olarak düşünebilirsiniz. Zaman zaman bireysel katılımcılara sunduğumuz kamplarımız ve liderlik, motivasyon sunumlarımızı bu başlık altında söyleyebiliriz.

Eğitimlerimize bireysel başvurular oluyor ancak bu noktada bizi anlayamadılar veya biz kendimizi tam ifade edememiş olabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü bizi askeri eğitim veriyoruz zannettiler. Biz askeri eğitim vermiyoruz. Bu eğitimleri Türkiye’de yalnızca TSK veriyor elbette. Biz sadece mesleki birikimimizi senaryolaştırarak katılımcılarımızın aktif rol aldıkları Liderlik Motivasyon Takım çalışması ve takım ruhu eğitimleri veriyoruz.

ADAM Kampı'nda ise bireysel anlamda katılımcıların daha önce deneyimlemedikleri etkinlikler oluşturup bunlardan faydalanmalarını sağlıyoruz. (trimaran tekne ile seyir deneyimi, yüksek süratli bottan denize atlama, airsoft oyunu, doğa yürüyüşü vb.)

Yakın zamanlarda bizi askeri silahlarla ateşli eğitim veriyormuşuz gibi haber yaptılar bir yerlerde. Onları dava ediyoruz çünkü daha öncede bahsettiğim gibi amacımız askeri eğitim vermek değil ve bu zamana kadar da bu tarzda bir eğitim dizayn edip vermedik.



Survivor, Vipeout tarzı programların size bir yararı oluyor mu? İnsanlar özenip geliyor mu?

Survivor gibi programlar bu anlamda insanları etkiliyor olabilir elbette. Ama bizim eğitimlerimizin içeriği Survivor’ın formatı ile çok alakalı değil.

2016 yılında şöyle bir şey yaptık: 16 kişilik bir grupla Kuzey Kutbu'na gittik. Amacımız ATAK Akademi olarak müşterilerimize çeşitlilik yaratmanın yanı sıra 30 Ağustos’ta Kuzey Kutbu’nda Türk bayrağını açarak Zafer Bayramımızı kutlamaktı. Bunu gerçekleştirdik, firma olarak hem biz hem katılımcılarımız çok gururlandık.

Kuzey Kutbu'na gittiğinizi görememiştik. Bunların reklamını yapmıyor musunuz?

Dediğim gibi bu aktiviteyi bir kez gerçekleştirdik. İkinci kez niyetine girdiğimiz dönem dövizin çok hızlı yükseldiği talihsiz bir döneme denk geldiği için konsantrasyonumuzu diğer eğitimlerimize kaydırmayı tercih ettik.



ATAK Akademi için lüks bir aktivite diyebilir miyiz?

Aslında lüks değil. Bir malın pahalı olmasıyla onu kullanarak yaptığınız aktivitenin fiyatının yüksek olması farklı şeyler. Pahalı şu demek, siz bana bir mal verdiniz ve bunun karşılığında benim size verdiğim para aslında bunun hakkı değildir. Bu başka bir şey. Fiyatının yüksek olması ise gerçekten tatmin olduğunuz noktada “evet sen bir iş yapıyorsun ve bu parayı istemen gayet normal” demek. Sunduğunuz fiyatın karşılığında bir değer yaratıyorsanız müşteri fiyata takılmıyor. Biz değer yaratarak yol almaya çalışıyoruz. Bazen kazanıyoruz bazen sadece keyif alıyoruz ama yaptığımız her aktivite ile ATAK Akademi adını daha bilinir ve değerli hale getirmeye çalışıyoruz.

Peki askeri eğitimlerden birtakım şeyleri gösteriyor musunuz? İnsanlar o merakla geliyor mu? 

Tavır olarak, askerlikten gelme tavrımı insanlara yansıtıyorum zaten. Bunu özellikle yapıyorum. Bazen bağırıp çağırdığım bile olabiliyor. Mesela askeriyede de kullanılan, süratli bottan denize atlama eğitimi vardır. Biz onu Kafa Kafaya ADAM Kampı’nda sivillere yaptırdık mesela. Süratle giden tekneden denize atladılar. Askeri eğitim değil ama bunu yaptık. Yalnızca farklı bir deneyim yaşatmak istedik. Tavır olarak bazen o eğitim içerisinde insanları strese sokmak gerekiyor ki, stres altında nasıl karar vereceklerini öğrensinler. O nedenle bağırdığım oluyor insanlara. O da SAT (Sualtı Taarruz) havasını bir ölçüde yansıtıyor diyebiliriz.



Türk insanları yeterince sosyal mı bu tarz sporlar için sizce?

Sosyal aslında. Hatta doğa sporlarına ilgi oldukça arttı son dönemlerde. Mesela Triathlon yapan, Crossfit yapan çok insan var. Sahillere yürüyüşe, koşuya giden birçok insan görüyoruz. Bir de bu uçak biletleri daha alınabilir hale geldi ve birçok insan sadece sportif amaçla bir yerlere gitmeye başladı.

Tanıtımınızda Kardak Senaryosu’ nu gördüm. Biraz ondan bahsedelim.

Askeri harekatlar hem planlama hem icra anlamında hayatınızı ortaya koyduğunuz ya da birilerinin hayatını kumanda eden faaliyetlerdir. Sivil hayata kumanda eden şey de aslında paraya denk geliyor. Yani siz yanlış bir karar verdiğinizde firma para kaybediyor ve o kaybın karşısında da sizi kaybediyor. Bu krizi insanlar sanki bir askeri planlama içerisinde farkında olmadan sivil bir organizasyonu da planlıyorlar. Biz önce nasıl askeri harekât planlandığını ve işlerin nasıl yürüdüğünü ve bazen aksaklıklarla karşılaştığınızda yeni çözümler üretmeniz gerektiğini, bir askeri oyun üzerinden onlara gösteriyoruz.



Eğitim sırasında yaralanmalar oluyor mu? Bunlar için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Katılımcılarımızın hepsinin sigortalarını yaptırıyoruz. İlk yardım konusunda oldukça deneyimliyiz. Çok şükür herhangi bir yaralanma olmadı bugüne kadar. Yalnızca tetanos aşısı şartı koyacağız artık çünkü Airsoft faaliyeti sırasında eğitimin dinamiğine kendini iyice kaptırıp yerlerde yuvarlanıp kolunu sürtenler oluyor. Aslında metalden değil esas mikrop topraktan kapılıyor. Onun için bu aşı zorunlu olacak. Ama bugüne kadar herhangi bir sorunla karşılaşmadık. Bir de kene olabiliyor bazen. Bana yapıştı mesela, onu ben hastanede çıkarttırdım. Kene kovucu gibi önlemler alıyoruz artık.

Katılımcı profiliniz genelde nasıl insanlar? Nasıl şirketler, şirketlerin hangi kadrosu veya daha üst düzey insanlar mı geliyor?

Her kademeden personelle çalıştık, çalışıyoruz. Sektöründe öncü firmaların katılımcıları ile eğitimlerimizi yaptık yapmaya da devam ediyoruz. Firmaların en alt kademesinden yönetici seviyesine kadar eğitimlerimize iştirak eden mevcut diyebiliriz.

Kafa Kafaya ADAM Kampı’na birbirinden çok daha farklı işler yapan bir profil geldi. Doktor, Avukat, Uluslararası bir firmanın genel müdürü, Kkendi firmasının sahibi, emekli gibi çok farklı profilde katılımcılarımız oldu. Dediğim çok farklı profillerle karşılaştık. Güzel olan bu kadar farklı profillerin ortak bir noktada buluşup aynı dili konuşabiliyor olması. Bizi veya grubu yoran, gönüllü olmayan katılımcılarla hiç karşılaşmadık çünkü yaptığımız işin kendisi de katılımcılara yaptırdıklarımız da zaten çok eğlenceli.



Eğitimleri nerelerde veriyorsunuz?

Yelkenli Yatçılık Eğitimimizi İstanbul Yelken Kulübü Tesisleri'nde, Fenerbahçe Marina'da veriyoruz. Yaz aylarında ise bu eğitimlerimizin bir bölümünü Marmaris, Bodrum, Gökova, Hisarönü Körfezine de kaydırıyoruz.

Outdoor eğitimlerimiz için Göktürk’te Forestanbul macera parkının parkurlarını ve ormanlık alanı kullanıyoruz.

Kafa Kafaya ADAM Kampı'nı Marmaris’teki Kocabahçe Glamping’te yapıyoruz.

Şimdilik kullandığımız yerler bunlar. Ancak talep gelmesi durumunda aktivitenin içeriği ile mekânın uygunluğu örtüştüğü müddetçe eğitimlerimizi veya aktivitelerimiz başka yerlere de gerçekleştirebiliyoruz. 



Kamptaki köpek Django öldü. Biraz da bundan bahsedelim istiyorum.

Django, Edhem DİRVANA’nın köpeğiydi. Django’yu yavruyken biliyordum. Kafa Kafaya ADAM Kampı Edhemlerin Bozburun Koca Bahçe’deki kamp alanında gerçekleştiriliyor. Kamp boyunca biz her ne faaliyet yaptıysak Django da bize katıldı. Çok ciddi bir yürüyüş, tırmanış yaptık; insanlar avucundan su içirdi ona. Kan ter içinde kaldı yine de geldi. Tekneyle açıldık mesela, sürat ne olursa olsun kulaklarını sallaya sallaya keyifle duruyordu teknenin ucunda. Çok dost bir hayvandı. Ama işte maalesef gerçekten ruh sağlığı şüpheli insanlar var. Yan komşuları bir sebeple takmış kafayı zavallı hayvana. Belki kişisel olarak Ethem’e taktığı için ve insan öldüremediği için hayvanı öldürüyor aslında. Öte yandan bunun devlet tarafından bir yaptırımının olmaması da çok ama çok acı bir gerçek.



Kafa Kafaya ADAM Kampı fikri nasıl ortaya çıktı peki?

Adam kampının çıkış noktası şöyle oldu. Eşimle bir gün yolculuk yaparken dedim ki “Yahu çocuğun yelken kampı var, kadınların yoga kampı var, erkeklerin neden bir kampı yok. Biz dertleşecek bir yer bulamıyoruz. Bir internete yaz bakalım Amerikalı kesin icat etmiştir bunu” dedim. Hakikaten orada erkekler için icat edilmiş böyle kamplar varmış. Birazda orada ateşli silahları kullanmak daha kolay olduğu için hafta sonu bir araya gelerek atış yapıyorlar, içiyorlar falan. Dedim biz bunun Türk usulünü icat edelim. Kendim bir şey dizayn ettim. Erkeklerin de bazen hayatın karmaşası içerisinde bir araya gelerek dertleşme ihtiyacı olabiliyor. Bizim de bu hayat koşturması içerisinde kendimize zaman ayırmamız gerektiğini düşünüyorum. Tabi ben bunu kız kardeşime söylediğimde bana şöyle söyledi: “Kahveye gidiyorsunuz, maça gidiyorsunuz, içmeye gidiyorsunuz, hala nasıl yalnız kalamıyoruz diyorsunuz?” diye konuştu.

Ben yine de insanların dertleşmeye ihtiyaç duyduğunu hissettim ve kampta da bunu bizzat gördüm. 20 kişi o gün bugündür ayrılmadılar ve sürekli görüşüyorlar. Hepsi eğitimli aklı çalışan, dünyaya belli bir seviyeden bakan insanlar. Herkesi kabul ediyoruz. Gerçekten dertleşmeye bile olsa buraya gelip, mutsuz ayrılan birisi yok. O kadar bilindik sorunlar ki bizim ne faaliyetimiz varsa o faaliyetin içerisinde sıkıntılarını paylaşmış ve rahatlamış bir şekilde kamptan ayrılıyorlar. Özellikle Kafa Kafaya ADAM Kampı için söyleyebilirim bunu.



30 yaş altı için Kafa Kafaya ADAM Kampı olacak mı?

Geçen sene yapmadık ama bu yapmayacağımız anlamına gelmiyor elbette. Aslında aklımızda kadınlara yönelik de böyle bir kamp yapmak var. Henüz üzerinde çalışıyoruz.

Röportaj: Ece Şahan
Fotoğraf: Tolga Ferhatoğlu
Kurgu: Ufuk Ersoy
 

FOTO GALERİ



Fotoğraf: Tolga Ferhatoğlu  | 

HABERİ PAYLAŞ