MUDO’nun kurucusu ve Onursal başkanı: MUSTAFA TAVİLOĞLU

Lou Pera'nın MUDO'nun kurucusu ve onursal başkanı Mustafa Taviloğlu'yla yaptığı röportajı sizlerle.

MUDO’nun kurucusu ve Onursal başkanı: MUSTAFA TAVİLOĞLU
Yayın Tarihi: 26.02.2020 14:43:00

Çok sevdiğim bir yerdeyim.Pazar günleri keyifle kahvemi yudumladığım,notlar alıp kitap okuduğum,arkadaşlarımla buluşup sohbet ettiğim Maslak Mudo Concept’te. Maslak Giz 2000’de 7 bin metrekarelik alana kurulu, üç katlı yeni Mudo Concept  içinde bulunan Petra Roasting Company ve Melez Lifestyle Tea ile çeşitli lezzetler ile buluşabileceğiniz,Mudo ürünlerini satın alabileceğiniz ve farklı sergileri de bünyesinde barındıran tam bir yaşam alanı..Hoş bir müzikte..leziz bir kek eşliğinde onu bekliyorum.

Tüm enerjisi ile geliyor.Bana uzaktan ‘’Hemen geliyorum’’ diye işaret ederken kendisine Petra Coffee den sağlıklı kırmızı pancar  içeceğini söylüyor.Mağaza çalışanları ile günün iş akışına dair fikir teatisinde bulunurken, cafeye gelen dostları ile ayaküstü sohbet edip,ürünlerle ilgili fikrini soran birine önerilerde bulunuyor.Bu arada mağazadaki her köşeyi dikkatle süzerek ilerliyor.Hepsini aynı anda,aynı enerji ve hevesle yaparken hayranlıkla onu izlediğimizi bilerek...
Böyle herkesi motive eden ve kucaklayan  bir enerjisi var Türkiye’nin en büyük moda markalarından MUDO’nun  kurucusu ve onursal başkanı olan Mustafa Taviloğlu’nun...

 “İşimde devamlılığı esas aldım ve mucizelere inanmam” sözleri başarısının tarifi olan Mustafa Taviloğlu ile MUDO ve hayat üzerine sohbetimiz..

-Nasıl başladı hikaye? Büyükdere,çocukluk,gençlik..?

İstanbul’da doğmuşum ben..Karadenizli bir aileyiz.Ailenin önemli bir kısmı 1940 larda buraya yerleşmiş..Türkiye’nin en iyi üç armatör ailesinden biriydik, Tavilzadeler.. Allah’a şükür her türlü imkânım vardı, en iyi okullarda okudum.
Yazları Büyükdere’de, kışları Fatih’te yaşardık.İstanbul’un en nezih semtlerinde..Büyükdere deki evimizin yanında bir balıkçı reis vardı. Ben onunla balığa çıkmayı, ağ atmayı öğrendim. Büyükdere’den Sarıyer’e kadar sahilin her adımında balık tutmuşumdur. Deniz ve balık sevgim çocukluğumdan...

-MUDO kurulmadan önce ne işler yaptınız?

Benim hep ticarete ilgim ve yeteneğim vardı..Çocukken sergide karpuz da satmakta,’’Tonton’’ adındaki küçük botumla balık ticareti yapmayı planlamakta,İktisat ve Ticaret okurken Amerikan pazarından aldığım biblolar,küllükler gibi ürünleri satarak ticaret yapmakta ticareti sevmem ve tüccar yanımın güçlü olmasından..

Amerikan pazarından,gemicilerden aldığım ürünleri bir çantada satarak başladı aslında herşey..Ama hep inanarak,sabrederek,çok çalışarak..

-MUDO fikrinin ve mağazasının doğduğu yıllar ?

1964 yılında Beyoğlu Fitaş Pasajı’nda başlayan, ilklerle dolu yıllar… Doğan Gürün ile isimlerimizi birleştirerek MUDO adıyla açtığımız 12 metrekarelik dükkanımızda Amerikan malı giyim kuşam,en yeni plaklar..birçok şey satmaya başladık.

-Sonrası? Ufkunuzu açan nedir?


68 olaylarında Paris sokaklarında yaşananlar..68 ruhu beni bambaşka ufuklara götürdü.Gençliğin her şey olduğunu..dünyayı değiştirebilecek güçlerini gördüm..
 
Gençliğin önemini anlamaya ve onlara hitap eden işler yapmaya çalıştım.1969 Paris dönüşü orada gördüğüm gençlerin kıyafetlerinden esinlenerek renkli ve baskılı tişörtler,garment wash pantolon gibi farklı fikirler ve yenilikler ile tekstil sektörüne öncülük etmeye başladık.Basın kartı edinip Paris’e gider,moda haftalarına katılır,defilerleri izler ve yabancı markaların neler yaptığını görme şansı yakalardık.Dönüşümüzde ise izlediklerimiz,çektiğimiz fotoğraflar ve bilgi birikimlerimizle diğer perakende sektöründen arkadaşlarımızla kendi modellerimizi yaratırdık..

Hep farklı olmak,fark edilmek,değişim ve yenilik peşinde oldum.

-Türkiye’nin içinden geçtiği her farklı dönemde varsınız.Gergin stresli ekonomik krizlerde de ,ülkenin en ferah dönemlerinde de aynı çizgide devam eden ve çok güvenilen bir MUDO markası var. Nedir bu güvenin temeli?

Yaptığınız işe güvenip,çok çalışıp önünüzdeki fırsatları değerlendirerek insanlara yeniliklere açık ve güvenilir bir marka sunabilirsiniz. Ayrıca Türkiye’ye inanıyorum,çok fırsatları olan bir ülkeyiz.
Bunun yanısıra omurgayı iyi kurduğum,devamlılığı esas aldığım ve hep uzun vadeli düşünerek planlamalar yaptığım bir markaya sahibim.
Çağdaş ve önde olmak… Değişime açık ve değişimi kolayca uygulayabilen bir firma olmak…

-Deniz tutkunuza geri dönersek kısa bir zaman önce çok ziyaret edilen ve ülkemizin denizcilik tarihine de tanıklık eden özel parçaları içeren  ‘’Rastgele’’ adlı bir serginiz de oldu.Biraz ondan bahseder misiniz?

“Denizler bana görmeyi, çalışkanlığı, pes etmemeyi öğretti. Sabrı, tehlikeden kaçmayı ve tehlikeye karşı tedbirli olmayı da denizlerde öğrendim. 20 senedir teknemle gittiğim her yerden aldığım deniz objeleri ve eserleriyle böyle bir sergi aslında kendiğinden oluştu.Maslak Mudo Concept içinde bir sanat galerisi oluşturma fikri ile birlikte yeniden şekillendi. Tekneler, balıklar, deniz objeleriyle ilgili topladığım çok sayıda obje ve her biri değerli sanatçılara ait tablo ve panolarla Maslak’taki bu konseptte da böyle bir sanat galerisi oluşturma fikri oluştu.

-Sanatın her alanına karşı ilgilisiniz ve ayrıca koleksiyonerliğiniz de var? Nasıl bir macera koleksiyonerlik?

Sanata ilgili biri olarak tamamen tesadüflerle başladı koleksiyonerliğim .Çok büyük haz almam, o işte çok büyük kaliteler görmem, o işin doğru olduğunu hissetmem ve ona gerçek bir mesai vererek takip etmemle gelişti. Sanatçılarla paylaşılan anlar,sanat ortamı ve değişik kültürleri tanımak her zaman mutluluk verici..

-Son olarak hayalleri olan ve hayatta yapmak istedikleri olanlara neler söylersiniz?

Hayallerinizin peşinden gidin, hedeflerinizden vazgeçmeyin. İstikrarlı olup çok çalışarak tüm hayallerinize kavuşabilirsiniz.

Lou Pera




HABERİ PAYLAŞ



ÇOK TIKLANANLAR