İnstagram Fenomeni Meriç İzgi



Enerjisi yüksek, genç yaşında çok büyük bir hayran kitlesine ulaşan İnstagram fenomeni Meriç İzgi'yle İstanbul açıklarında bir tekneyle harika bir gün geçirirken sohbet etme fırsatı yakaladık. 'Meriç İzgi kimdir?' sorusunu biraz daha yakından inceleyelim...



Yayın Tarihi: 20.12.2017 10:34:00

Son zamanlarda çektiği videolarla Nişantaşı Çocuğu olarak bilinen ünlü fenomen Meriç İzgi, hoş sohbeti, cana yakınlığı ve samimiyetiyle hepimizi etkilemeyi başardığı gibi beni de kendisine hayran bıraktı. Açıkçası önceleri kim olduğu ve tam olarak ne yaptığı hakkında tam olarak bir fikir sahibi değildim. 1 milyona yakın takipçisi olmasına hiç anlam verememiştim. Yüz yüze geldiğimizde ise şunu düşündüm: "İnanılmaz bir ışığı var!". Gerçekten de öyleydi. Gülüşü, konuşması ve sivri zekasıyla neler başarabilecek güçte bir genç olduğunu bir ışık gibi çevresine yansıtıyordu. 

Önce tekneyle İstanbul boğazı eşliğinde güzel bir gün geçirdik. Ardından Bebek'te bulunan Chilai restoranta yanaşarak biraz sohbet ederek yemeklerimizi yedik. Bir anda ortaya çıkan fikirle kendimizi buz pateni yaparken bulduk. Bu sırada İnstagram storylerini gören hayranlarının hepsi olduğumuz yerlere doluşuyor, kendimi bana adeta bir mega starla yürüyormuşum gibi hissetmeme sebep oluyordu. Onu daha yakından tanıdıkça neden bu kadar sevildiğine gayet iyi anlamıştım. Şimdi onu sizlere tanıtmak istiyorum:

Meriç İzgi’nin fenomen olma hikayesi nasıl başladı?


Instagram yokken Facebook’da bir kitlem vardı ama oradaki kitlem şimdikinin sadece yüzde 10’uydu diyebilirim. Moda üzerine bir bloğum vardı. Oradan tanınmaya başladım. Tarzımla dikkat çektiğim ve marjinal bir tip olduğunuzda buna biraz da samimiyet eklerseniz insanların ilgisi kaçınılmaz oluyor. Benim işimde moda olduğu için insanlar hem tarzımı takip etmeyi sevdi hem de sanırım tipime ayrı bir sempati duymaya başladılar. Son zamanlarda çektiğimiz videolarla da bunu destekleyerek bir anda çok tanınmaya başladım galiba.

Bunlar olurken sen lisede okuyordun tabii.


Evet, Adana’da yaşıyordum o zamanlar. Son bir yılda bu kadar patladı diyebilirim. Öncesini saymasak bile olur. O zamanlar beyliktim; şimdi Osmanlı’yım.
 


Sonra İstanbul’a taşındın.
 
Zaten İstanbul’a çok sık gidip geliyordum. Anne ve babam ayrılar, annem burada yaşıyor. Burada Marmara Üniversitesi’nin Moda Tasarım bölümünü kazandım. Şu anda ikinci sınıfta okuyorum. Okulumdan çok memnunum.
 
Okuldaki popülerite durumun nasıl? İnsanlar seni gördüğünde nasıl tepki veriyorlar?
 
Bazen tanımadığım insanlar bana ismimle hitap ediyor. Ama ‘Aa Meriç İzgi, bir fotoğraf çektirelim’ gibi tepkiler olmuyor. Çünkü orası Üniversite ve herkesin bir ağırlığı var. Bensu Soral’da bizim okulda, benden iki sınıf üstte. Onu bile gördükleri zaman fotoğraf için yapışmıyorlar. Sadece bazen ‘Naber, nasılsın?’ gibi soruyorlar o kadar.
 
Dışarda gezerken insanların tepkileri nasıl?
 

Sokakta çok farklı oluyor. İnsanlar çok tepki gösteriyorlar. Sokakta, konserlerde, AVM’lerde özellikle çok fazla oluyor. İnsanlar fotoğraf çekinmek istiyor ve bu her yaşta insanın gösterdiği bir ilgi. Mesela geçen ay gittiğim bir konserde arkadaşlarımla eğleniyorduk. Bir adam geldi yanımıza ve ‘Aaa Nişantaşı çocuğu değil mi bu ya! Ben senin çok büyük hayranınım kardeşim’ gibi şeyler söyledi. Yanındaki kız arkadaşına sürekli beni anlattı. ‘Bu çocuğu tanıyor musun, fenomenlerin kralıdır, takip edin’ gibi şeyler söyledi insanlara. Bunlarla karşılaştığımda gerçekten iyi bir şeyler yaptığımı hissediyorum. İnsanların beni sevdiğini ve kendilerinden biri gibi gördüklerini hissediyorum. Dolayısıyla bu beni çok mutlu ediyor. Nişantaşı çocuğu dediğimizde, bizim bir video konseptimiz var. Nişantaşı çocuklarına sataşıyoruz.


 
Çoğumuz seni o videolardan biliyoruz zaten. Peki video fikirleriniz kimden çıkıyor?
 
Murat ve benim zihin ürünümüz tamamen. Fikir alışverişi yapıyoruz. İkimizin sırtını birbirine dayamasıyla ortaya çıkıyor.
 
Bugün video çekmek için buluşalım mı diyorsunuz yoksa bir anda otururken güldüğünüz şeyleri hemen kayda mı alıyorsunuz?
 
İlk başlarda birden otururken ilham geliyordu ve spontane videolar çıkıyordu. Sonra ilgi gördükçe bu videoların devamlılığı olmasına karar verdik fakat konular bitmişti. O nedenle oturup ‘Bu gün ne çeksek’ gibi konuşuyoruz. Hatta Murat yeni bir eve taşındı. Taşındığı eve de ışıklandırmalar koyarak orayı bir stüdyo haline çevirdi. Bundan sonra yeni projelerimizi orada çekeceğiz. Hem kendi ortamımızın olması da daha rahat bir şey bizim için. Evde otururken o an gelen bir fikri hemen çekebileceğiz artık.
 
20 yaşındasın. Bu yaşta bu kadar tanınmak sende farklı bir psikoloji yaratıyor mu? Devamlılığı gelmezse ve sana karşı olan ilgi azalırsa ne hissedersin?

 
Bir yerden sonra bir şey yapamazsam gibi bir kaygım yok çünkü ben sağlam adımlar attığıma eminim. Her şeyi yeri ve zamanında yaptığıma inanıyorum. İlk planım sosyal medya üzerineydi. Şu anda moda tasarım okuyorum ve ileri zamanlarda kendi markamı kuracağım. Şu anda tasarımlarım üzerinde çalışıyorum. Yaklaşık 250 parçalık bir koleksiyon oluşturdum. Gelecekte asıl mesleğim moda tasarım olsun istiyorum. Şu anki fan kitlem de on yıl sonra benim çizdiğim şeyleri üzerlerinde taşısınlar istiyorum. Bunun altyapısını şu anda yapıyorum fakat en büyük hedeflerimden birisi de oyuncu olmak. Tamamen bunun için uğraşıyorum. Eğitimler alıyorum: oyunculuk, diksiyon, dil eğitimi gibi. Bu şekilde ilerlemek istiyorum. Mayıs ayından sonra da bu konuda bir projemiz var, sürpriz olsun o da.
 


Bu arada okuyucularımız şu an duyamasa da, sesinin de çok güzel olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
 
Çok güzel olduğunu iddia edemem ama geliştirilebilir bir sesim var. Bunu bir çok insandan duydum. Ben ne kadar sesimi başka bir yerde duyduğumda iğrensem de bir çok insan sesin çok güzel, neden geliştirmiyorsun gibi tepkiler veriyor.
 
O da oyunculuğun bir parçası aslında. Belki müzikal bir şeyler yaparsın.
 
Olabilir çünkü kamera önünde çok rahatım. Kendime bu konuda çok güveniyorum.
 
Ailenle mi yaşıyorsun?
 
Tek başıma kalıyorum. Kendim kazanıyorum.
 
20 yaşında bir birey için gerçekten çok güzel bir şey bu.
 
20 yaşında bir birey için sosyal medyadan kazanılan bu para gerçekten iyi.
 
Bir gününü nasıl geçiriyorsun?
 
Gece saat 1’i geçirmem uyumak için. Sabah 8-10 arasında uyanırım. Ama 10’u geçmez. Kendimi dünden kalma ve yorgun hissetmiyorsam sabah sporumu yaparım. Sabah kahvaltısı yapmaktan hoşlanmıyorum. Yemeyi en çok sevdiğim şeylerden biri mısır gevreğidir. Çünkü sabahları canım bir şey yemek istemiyor. Hafif şeyler tercih ediyorum. Okul olduğu günler okula gidiyorum, ders kaçırmamaya çalışıyorum. Mutlaka okuldan sonra da spora gidiyorum.
 


Hangi sporu yapıyorsun?
 
Gym’e gidiyorum. Gerçi bugün de hep beraber buz patenine gittik. Bir aralar bende yapmıştım. Oldukça keyifli bir spor.
 
En çok yapmaktan zevk aldığın şeyler neler?
 
Tek başımaysam eğer, yanımda illaki eskiz defterim vardır. Çizim yaparım. Karşımda oturan bir insan varsa hemen resmini çizerim. Bu bana çok büyük bir keyif veriyor.  Ya da müzik dinlerim. Genelde arkadaşlarımla sinemaya gitmeyi de çok seviyorum. Çoğu insan sinemaya gitmeyi artık önemsemiyor. Arkadaşlar bir araya gelince gece klübüne falan gidiyorlar. Ben artık gece hayatından da çok sıkıldım. Daha çok kültürel etkinlikler yapmayı tercih ediyorum bu sıralar. Sinemaya gitmek, tiyatro izlemek, kitap okumak gibi şeyler bana daha çok keyif veriyor artık.
 
Senin baban Fırat İzgi’de bu aralar adını oldukça sık duyduğumuz bir yazar aslında, değil mi?
 
Evet. Kelebek Ömrü Kadar Aşk diye bir kitabı var. Kitabın kapağında da benim resmim var hatta. Bir kadının aşk hikayesini anlatıyor kitap. Türkiye’nin bir çok bölgesinde geçiyor. Ve babam onları yazabilmek için gerçekten oralara gidip bir süre farklı yerlerde yaşadı. Gerçekten çok yoğun ilgi görüyor şu anda kitap. Turnelere gidiyoruz bir çok şehirde ve insanların yoğun ilgileriyle karşılaşmak bizi de baba oğul çok mutlu ediyor.
 
Sen artık bir fenomensin. Peki ailen bu yolda sana nasıl tepkiler verdiler?
 
Hep destek oldular. Özellikle babam benim en yakın arkadaşımdır diyebilirim. Bu yolda attığım her adımda yanımdaydı. Bugün bile bir iş, bir proje olduğu zaman ilk danıştığım insan babamdır. Çünkü bana her zaman en doğru ve en mantıklı olan şeyi söyler. Her zaman arkamda olduğunu bilirim. Onun bu desteği beni her zaman ayakta tutan en önemli etkendir hayatımda.
 
Styling&Röportaj: Meryem Özlem Aykut
Fotoğraf: Tutku Toper
Fotoğraf Asistanı: Cem Karataşoğlu
Mekan için Fernando'ya teşekkürler...